DİKENTAŞ KÖYÜ
Ben Dikentaş’ı meşesiyle sevdim.
Papatyasıyla, yaban gülüyle sevdim.
Karşı ki dağdan baktım da uzaklara
Güzelikle, dostluğu Herkîr’de aradım.
Le Milde buldum özlediğim yeşili.
Bu köy, köylerden bir köy.
Bu güzel köy
Nasıl anlatmalı…
Ben Dikentaş’ı havasıyla sevdim.
Gecesiyle Gündüzüyle sevdim.
Karşı ki dağdan bakım da uzaklar.
Sebze bahçelerinden, elma dalına,
Kavakların gölgesinde Türkü olup dinlendi.
Kim geldiyse Herkîr’e
Kim koşup geliyorsa
Sevgidendir..
Ben Dikentaş’ı suyuyla sevdim
Kışıyla, yazıyla sevdim.
Karşı ki dağdan baktım da uzaklara.
Yayladan ziyarete…
Sıyâ Belde, destan olup dinlendim.
Colaz’da güneşin doğuşunu izledim.
Bu güzel yayla bizim.
Alır güzeliğini Dikentaş’ın Vefalı insanında.
Nurettin Kayğısız.( devr_i_alem1986@hotmail.com )
08 Apr 2009
O ADAM BENİM BABAM
---------------------------
bu adam benim babam
sekiz köşe kasketiyle
omuzunda sekosuyla hey!
cebinde yok parası
bafra'dır cigarası
yüreğindedir yarası
altı çocuk büyütmüş
bir işçi maaşıyla
bu adam benim babam hey!
ağlama benim babam
ağlama naçar babam
kara gün geçer babam hey!
bir kapıyı kapayan
gene açar babam
ağlama benim babam hey!
ağlama mazlum babam
ağlama naçar babam
kara gün geçer babam hey!
bir kapıyı kapayan
gene açar babam
allah büyük babam hey!
bu adam benim babam
derdi dağlardan büyük
çaresiz (biçare), beli bükük hey!
bir gün olsun gülmemiş
rahat nedir bilmemiş
gözyaşını silmemiş
bir lokma ekmek için
kimseye eğilmemiş
bu adam benim babam hey!
benim babam mert adamdı
mangal gibi yüreği
yufka gibi kalbi vardı
hayatım boyunca o'na özendim
fedakardı
bir dikili ağacı olmadı belki
ama kendisi
onuruyla yaşayan koskoca bir çınardı
üstümdeki kol kanat
sırtımı yasladığım dağ gibiydi
ben babamın oğluyum
tepeden tırnağa anadolu'yum
19 Dec 2008
KÜRTÇE MÜZİK ÜZERİNE SEYFULLAH 'LA SÖYLEŞİ
| Özel Haber | 15.10.2008 / 11:57 | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Pencereyi Kapat | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
13 Dec 2008
DİKENTAŞ ÇOBANLARI
daha deniz görmemiş bir çoban çocuğuyum,
bu dağların eskiden aşinasıdır soyum,
bekçileri gibiyiz "ebenced" buraların...
bu tenha derelerin, bu vahşi kayaların
görmediği gün yoktur sürü peşinde bizi,
hergün aynı pınardan doldurur destimizi
kırlara açılırız çıngıraklarımızla;
kırlarda buluşuruz kızımız, karımızla.
okuma yok, yazma yok, bilmeyiz eski yeni
kuzular bize söyler yılların geçtiğini.
arzu, başlarımızdan yıldızlar gibi yüksek;
önümüzde bir sürü, yanımızda bir köpek,
dolaştırıp dururuz aynı daüssılayı.
her adım uyandırır ayrı bir hatırayı:
anam bir yaz gecesi doğurmuş beni burda;
bu çamlıkta söylemiş son sözlerini babam...
şu karşıki bayırda verdim kuzuyu kurda
"suna"mın başka köye gelin gittiği akşam.
gün biter, sürü yatar, ve sararan bir ayla
çoban hicranlarını bağrına basar yayla...
- kuru bir yaprak gibi kalbini eline al,
diye hıçkırır kaval;
bir çoban parçasının olmasan bile koyun,
daima eğeceksin başkalarına boyun.
hulyana karışmasın ne şehir, ne de çarşı;
yamaçlarda her akşam batan güneşe karşı
uçan kuşları düşün, geçen kervanları an...
mademki kara bahtın adını koydu çoban!
...nasıl yaşadığından, ne içip yediğinden,
çıngırak seslerinin dağlara dediğinden
anlattı uzun uzun
şehrin uğultusundan usanmış ruhumuzun
nadir duyabildiği taze bir heyecanla.
karıştım o gün bu gün, bu zavallı çobanla
bingöl yaylalarının mavi dumanlarına,
gönlümü yayla yaptım Dikentaş çobanlarına..
09 Dec 2008
|
GENÇ / YAZKONAK /DİKENTAŞ' YAPILAN YEMEKLER Yöre ürünlerine dayanan Bingöl mutfağında yemeklerin çoğu bulgur, ayran, süt, et, çökelek ve yenilebilir bitkilerden yapılmaktadır. Çorba, bulgur pilavı ve daha ziyade hamura dayalı olarak yapılan gömme, sirın, tutmaç, keşkek gibi yemekler en çok yapılan yemek türlerindendir. Halkın büyük bir kısmı kırsal kesimde yaşadığı için tarımsal ürünlerden ve ona bağlı olarak hayvansal ürünlerden istifade ederek beslenme ihtiyacını karşılamaktadır. Bunların dışında sebzeli yemekler, tatlılar, turşular ve kahvaltılık ürünlerde yöre mutfağına zenginlin ve çeşitlilik katan diğer besin maddeleridir.
Pek çok yörede olduğu gibi Bingöl yöresinde de yaz ve kış mevsiminde yenilen yemekler farklılık göstermektedir. Yazları sebzeli; kışları ise etli ve kurutulmuş sebzelerden yapılan yemekler ile hamur işi yemekler rağbet görmektedir. Yine yemekler sabah, öğlen ve akşam öğünlerinde de farklılık arzederler. Şehir merkezinde kahvaltıda çay, süt, çökelek, peynir, tereyağı, zeytin ve benzeri yenildiği gibi mercimek ve ezo gelin, yayla çorbalarına da rağbet edilmektedir. Öğle ve akşam yemekleri de daha ziyade bulgurlu, hamurlu, etli ve sebzeli yemeklerdir. Özellikle akşam yemekleri erkeklerin eve geldiği en kalabalık öğün olduğu için günün en iyi hazırlanan yemekleridir. Ayrıca bazı özel günlerde ve durumlarda (bayram, mevlüt, taziye, ramazan ayı orucu) yemekler daha özene bezene yapılır. Diğer yörelerde olduğu gibi en seçkin ve en leziz yemek pişirilir. Etli, sebzeli yemekler, çorbalar, turşular, içecekler ve tatlılar hazırlanır. Yöre mutfağında dikkati çeken bir başka özellikte pişirilen ekmeklerdir. Fabrika ekmeğinin yanında halk mümkün mertebe yörede tandır veya sacda pişirilen ekmeğe yönelmektedir. Birçok aile kendi yaptıkları ekmeği tüketmektedirler. Bu hususa şehir merkezlerinde de rastlamak mümkündür. Bingöl ve köylerinde ekmek ağırlıklı olarak buğday unundan yapıldığı gibi mısır ve darı unundan da yapılmaktadır. Köylerde halkın “ nun kuryek “ tabir ettiği ekmek ayrı bir tada sahip olup çevrede çok sevilen bir ekmek çeşididir. Bingöl yemekleri çorbalar, pilavlar, sebzeli ve yenilebilir bitkilerden yapılan yemekler hamura dayalı yemeklerdir. Salatalar, tatlılar ve turşular gibi çok yönlü bir çeşitliliğe sahiptir. Tatlılar arasında Bingöl burma kadayıfı ve diğer kadayıf çeşitleri meşhur olup ayrı bir lezzete sahiptir. Köfteler: İçli köfte, sulu köfte, yoğurtlu köfte, kuru köfte, kabak köftesi, yumurtalı köfte, ayranlı köfte, kızartma köfte, gıldırık köfte, çiğ köfte. Turşular: Acı biber turşusu, lahana turşusu, domates turşusu, fasulye turşusu, patlıcan salamura, yaprak salamura, biber salamura... Tatlılar : Burma kadayıf, silki baklava, aşure, zerde, sütlaç, revani, un helvası, dolanger... Yukarıda adı geçen köfte, tatlı ve turşu çeşitlerinin çoğu Bingöl yemek kültürüne zaman içinde etkileşimler neticesinde girerek ona zenginlik katmıştır. Bunların yanında Bingöl’e mahsus olan onun yemek kültürünü başlıca mahalli yemekler şunlardır: Löl (gömme), mastuva, ayran çorbası (germe dui), turakin (patıfe), tutmaç çorbası, kılç, lopık, maliyez, parmar (semiz otu), pılık. Bu mahalli yemeklerin malzemesi ve yapılışına ayrıntılı olarak bakalım: GÖMME Malzemesi: 1 Kğ. un, 1 kğ. ayran ve 1/2 kğ. tereyağı ve sarmısak. Yapılışı: Özellikle kış mevsiminde yapılan ilimize özgü bir yemek çeşididir. Kullanılan malzemeye göre bir kaç isim alır. Asıl gömme killi topraktan yapılmış özel bir ocakta pişirilmekle beraber bazan iki sac arasında pişirilir. Hazrılanan hamura (mayasız olacak, sadece un ve suyla yoğrulacaktır) ocağın büyüklüğüne göre kalın ve yuvarlar bir ekmek şekli verilir. Kızgın ocağın tabanı temizlendikten sonra ocağa konur. Üzerine sac kapatılır, ateşle örtülür ve pişirilmeye bırakılır. İyice pişirilen ekmek çıkarılır. Biraz soğutulur ve geniş bir kabın içine ufak ufak doğranır. Üzerine sarmısaklı ayran dökülür. Ayrıca bir tavada eritilen kızgın yağ dökülerek hoşafla birlikte servis yapılır... AYRAN ÇORBASI Malzemesi : 1 veya 2 kğ. ayran (yoğurt), 1 kaşık tuz, bir avuç un, 1 adet yumurta, 500 gr döğme ve bir avuç nohut... Yapılışı : Geniş bir tencerenin içine ayran boşaltılarak içine un, yumurta sarısı ilave edilip iyice karıştırılır. Normal bir ateşte tahta kaşıkla kaynayıncaya kadar karıştırılır. Ayran kaynara geldikten sonra nohut ilave edilir. Biraz sonra ateşten alınıp servis yapılır... MASTUVA Malzemesi : 2 kğ. ayran, 250 gr. pirinç, 125 gr. tereyağı... Yapılışı: Pirinç ayıklanıp yıkandıktan sonra geniş bir tencereye konur ve ayran ilave edilir. Karıştırılarak normal yanan ocağa konur. Ayranın çürümemesi için kaynayıncaya kadar tahta bir kaşıkla (kepçeyle) sürekli karıştırılır. Kaynadıktan sonra karıştırma işlemi bırakılarak katı hale gelene kadar pişirilir... Tutmaç Çorbası Malzemesi: 500 gr. Un, 1 kg.yoğurt, 2 baş sarımsak, 1 kaşık tereyağı, 200 gr.kavurma, yeteri kadar toz biber, nane ve tuz . Yapılışı : Un biraz tuz ile yoğrulur. Hamur haline getirilip, yoğrulan hamur kağıt inceliğinde yufkalar haline getirilir. Temiz bir bez üzerinde tek tek istenilen büyüklükte kesilir. Önceden hazırlanmış yoğurda bir miktar su karıştırılıp hafif ateşte kaynayıncaya kadar karıştırılır. 5 dakika kaynadıktan sonra kesilmiş olan yufkalar ilave edilir. Bir miktar kavurma içine atılarak 15 dakika sonra ateşten indirilir. Tavada eritilen tereyağına isteğe göre acı biber, nane konarak ateşte kavrulur. Tabaklara konan çorbaya bu sos ilave edilererk servis yapılır. Sorina Pel Malzemesi : Yufka ekmek, yoğurt, Sarımsak, tuz ve Tereyağı. Yapılışı : Pişirilip hazırlanan yufkalar 4-5 cm.dürülür. Dürülen yufkalar hamur tahtası üzerinde yine 4-5 cm. Aralıklarla kesilir. Kesilen parçalar dik gelecek şekilde yan yana sıkı sıkıya dizilir. Dövülen sarımsakla yoğurt katılarak sarımsaklı yoğurt yapılır. Dizilen ekmeğin üzerine dökülür. Daha sonra üzerine kızartılmış tereyağı ilave edilerek yemek servise hazır hale getirilir. Keldoş Malzemesi : Un, tuz, ılık su, ayran, tereyağı. Yapılışı : Mayasız una ılık su katılarak iyice yoğrulur. Yoğrulan hamur orta büyüklükte bir tepsiye konarak el ile tepsinin içinde dağıtılarak düzeltilir. Yanan ocaktaki köz açılır, altındaki kül temizlenir, tepsideki hamur közün içinde açılan yere düzgün konularak üstü sac ile örtülür. Sacın üstüne köz ateş konur, iyice kızartıldıktan sonra ekmek çıkartılarak soğumaya bırakılır. Soğuyan ekmek ufak ufak bir kaba doğranır, daha önce hazırlanan sarımsaklı ayran ve tereyağı üzerine dökülerek servis yapılır. | |
09 Dec 2008
Yöresel El Sanatları
Halı
Genellikle ilkel tezgahlarda dokunmaktadır. İlkel metodlarla yapılan halıların tezgahı , önce karşılıklı dört adet kazık çakılır. Kazıklar sabit olup halının uzunluğuna ve enine göre ayarlanarak çakılır. Kazıkların arka tarafına birer ağaç yerleştirilir. Daha sonra halının başlama kısmına kasnak yerleştirilir. Dokuma işinde ilmekler atılır, ilmek uzunluğu kadar kesildikten sonra kerkitle sıkıştırılır. Halı makas ile kesilir. Tezgahta tek kişi çalışır.
Kilim
Tezgahın kuruluşu ilkel halı tezgahının aynısıdır. Kilim dokumada halıdan farklı olarak ilmekler atılmayıp, çözgü iplerinin arasından masura geçirilir ve kerkitle sıkıştırılır.
Palas
Palas keçi kılından oluşan iple yapılır.Tezgahı kilim tezgahının aynısı olup fazla desen işlerine yer verilmez. Daha çok simetrik ve geometrik desenler kullanılır. Köyler boşaltılmadan önce dikentaş (anaxşır) da palas yapımı oldukça yaygındı.Kadınlar önce keçilerin kılını kesip güzelce yıkarlardı sonra desen için boyatırlardı . Genelikle yazın yayladan indikten sonra örerlerdi.
Heybe
Kolayca eşya ve yük taşımak için birbirine yapışık iki torbadan ibarettir.Genellikle heybe omuzda, at ve diğer yük hayvanlarında yük taşıma aracı olarak kullanılmaktadır.
Keçe
Diktörtgen biçiminde dikilip soğuk günlerde çobanlara giydirilir.
Çorap ve Eldiven
Çorap yapımına üç şişle başlanır. Çorabın yapılışı tahminen dört santime ulaştığı zaman şiş sayısı beşe çıkarılır. Çoraplar beyaz düz ve desenli olarak örülür.Ayrıca isteğe bağlı olarak değişik rengler kullanılırdı .Kışın Dikentaşta hemen her evde mutlaka bir ik çift çorap örülürdü.
09 Dec 2008
Genel Bilgiler
Yüzölçümü: 8.125 km²
Nüfus: 253.739 (2000)
İl Trafik No: 12
Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan Bingöl, doğal güzellikleri ile tanınmaktadır. İle adını veren Bingöl Dağları’nda birçok küçük göl bulunmakta ve yöreye büyük bir çekicilik kazandırmaktadır.
Bingöl yöresinin prehistorik dönemleri hakkında yeterli bilgi yoktur. Ancak, Bingöl Dağları’nda bulunan obsidyen (doğal cam) yataklarının, bu dönemlerde Anadolu’nun ve Mezopotamya’nın doğal cam gereksinimini karşıladığı saptanmıştır.
M.Ö. I. binde Assur, Med, Pers, Seleukos egemenliğinde kalan Bingöl ve çevresi, daha sonra Sasaniler, Hazarlar, İlhanlılar ve Akkoyunluların hâkimiyetine girmiş, 1473 yılında, Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır.
Cumhuriyetin ilanından sonra 1926'da Elazığ, 1929 yılında Muş illerine bağlandıktan sonra 1936 yılında il olmuştur.
Coğrafi Konumu
Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Bingöl ilinin doğusunda Muş, kuzeyinde Erzurum ve Erzincan, batısında Tunceli ve Elazığ, güneyinde Diyarbakır ili bulunmaktadır.
İklimi
Kara ikliminin hâkim olduğu Bingöl’de kışlar soğuk ve kar yağışlı, yazlar sıcak ve kurak geçer.
Tarihçe
BİNGÖL
TARİHÇE
Bingöl adının nereden alındığına dair bir çok efsane vardır. Tarihi boyunca çeşitli medeniyetlerin akımlarının etkisinde kalan il, İslam kaynaklarında Cebel-u Cur adıyla geçmektedir. İslam orduları Diyar-i Bekir (Diyarbakır) iline geldiklerinde komutanları Halid Bin Velid, yardımcı komutanlardan Kibes'i Cebel-u Cur ve yöresini fethetmekle görevlendirilir. İslam orduları Kibes komutasında bu yöreye girerler. Şimdiki Kuruca(Gazik) köyü üzerinden Palu' ya yönelirler. İslam kaynaklarında Kuruca koyunun güneydoğu mıntıkasında Merel adında bir şehirden bahsedilmektedir. Merel o doneme göre medeni bir şehir görünümündedir . Bu şehir yani Bingöl İslam kaynaklarında Cebel-u Cur (Çapakçur) adıyla geçmektedir. Burayı fethe gelen Kibes bu yöredeki savşların birinde, buğun Sultan dağı diye adla
ndırdığımız dağda şehit olmuştur ve buraya gömülmüştür. o günden bugüne orası Sultan kibes-i Ziyareti diye adlandırılmaktadır ve halk tarafından ziyaret edilmektedir.Daha sonra ilimiz Palu ilcesine Cevlik adıyla bağlanır. Cevlik halk dilinde "Colig" adıyla da tanınır. "Colig" isimi hala etkin bir biçimde halk tarafından kullanılmaktadır.
Çapakçur adının Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde Büyük İskender tarafından verildiği rivayet edilmektedir.. Büyük İskender vücudundaki dayanılmaz ağrılar için nice hekimlere başvurduğu halde şifa bulamaz bunun üzerine Ab-i Hayat suyunu aramaya baslar. Uzun aramalardan sonra bu suyu Bingöl yöresinde bulur ve şifa bulur..Faydası gördüğü bu suya Cennet suyu anlamına gelen (Makdis Lisanı) Çapakçur adını vermiştir.. Doktorlarına ; " Sizin çare bulamadığınız ağrılarıma Allah cennet ırmaklarından deva verdi ." der ve Murat nehrinin kenarında kısa zamanda bir kale yaptırır ..Bu kaleye Çapakçur kalesi denilmiştir..
Bingöl İli 1844 yılında nahiye olarak Palu ilcesine bağlanır. 1872 yılında Palu ilçesinden ayrılarak Cevlig (Colig) - Çapakçur adıyla ilçe olur.. 1936 yılında aynı isimle il merkezi olur. 1945 yılında Bingöl adını alır.
Bingöl ün tarihi milattan önce 2000 yıllarına dayanmaktadır. Bu tarihten önceki yılları bilinmemektedir. Daha çok çevre illere yaylacılık yapan ilimiz yerleşime dayalı kent merkezi olana kadar çeşitli medeniyetlerin etkisinde kalmıştır ve kalıcı bir statüye kavuşmamıştır.. İlimizde tarihi kalıntılara rastlanmaması bu tezimizi doğrulamaktadır. İlimize bağlı Genç ve Kiğı ilçeleri yerleşik medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bu ilçelerimiz il merkezinden ziyade köklü bir tarihe sahiptir.. Bu ilçelerdeki tarihi kalıntılar bunu göstermektedir.
Bingöl ün tarihi daha çok komşu illerin tarihi incelenerek meydana çıkarılmıştır.. Van, Bitlis, Ahlat, Diyarbakır, Erzurum, Tunceli şehirleri eski devirlerde bir beyliğe veya bir hükümdara başşehir olmuşturlar. Bingöl yaylaları ise bir otlak olarak bu beyliklere bağlı tutulmuştur.
Tarihçi Heredot bir eserinde Anadolu’yu bir takım bölgelere ayırmış ve her bölgeye ayrı bir isim vermiştir..Bugünkü Diyarbakır, Muş ve Bingöl illerini içine alan bölgeye "Komojen" ismini vermiştir. Bingöl ili Osmanlı zamanında komşu illere bağlı olarak idare edilmiş ancak Cumhuriyet devrinde il haline gelmiştir.
Genç
Genç ilçesi, Bingöl il olmadan önce komşu vilayet Sancak ve eyaletlere bağlı kalmış eski bir ilçe merkezidir. Osmanlı Devleti'nde 1878 yılında yapılan idari teşkilatlanma sonucunda kurulan Bitlis vilayetine bağlanan Genç ilçesi, 1924-1927 yılları arasında Genç Vilayeti haline getirilmiştir. 1927 yılında ilçe haline getirilerek Elazığ iline bağlanmıştır. 1936 yılında Bingöl vilayeti kurulunca Genç ilçesi bu vilayete bağlanmıştır.
İlçenin yüzölçümü 1646 km2'dir. Bunun il yüzölçümüne oranı yüzde 20.26'dır. İl merkezine en yakın ilçe olup, 20 km. uzaklıktadır. İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 1125 metredir.
İlçe sınırları içinde ilçe belediyesi ile birlikte 2 kasaba belediyesi bulunmaktadır. Toplam mahalle muhtarlığı 13'tür. Bunlardan 5 tanesi ilçe belediyesi, 7 tanesi Servi belediyesi, 1 tanesi de Çaytepe belediyesi sınırları içindedir. İlçe sınırları içinde 62 köy ve bu köylere bağlı 243 mezra bulunmaktadır.
1997 Genel Nüfus Tespitinde ilçenin nüfusu 36 692 kişidir. İlçe merkezinin nüfusu 18 255, köylerin nüfusu ise 18 437'dir. İlçe genelinde km2 başına 22 kişi düşmektedir.
09 Dec 2008
Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Yorgun ve kırılmış gibi en ince yerinden
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
Senden boşalan bağrıma gözyaşları dolmuş
Gördüm ki yazın bastığımız otları solmuş
Son demde bu mevsim gibi benzimde kül olmuş
Geçtim yine dün eski hazan bahçelerinden
09 Dec 2008
amacımız gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmaktı bu yolda bir şeyler yapmışsak ne mutlu bize
08 Dec 2008


(2)
Kürtçe müzik de yozlaştırılıyor